İçeriğe geç

Yarışın İngilizcesi ne ?

Yarışın İngilizcesi Ne?

Hayat bazen bir yarış gibi hissettirebilir. Ama bu sadece bir kelime değil, gerçek bir duygudur. Herkesin kendi yarışında koştuğu, bazen önde gitmeye çalışırken bazen de geride kaldığını hissettiği anlar vardır. Benim için de bu, Kayseri’de yaşadığım yıllarda hep vardı.

Yarışa başladım, peki ama gerçekten nereye koşuyordum? Bu soruyu sormak, bu sorunun cevabını aramak, kaybolduğum anlarda hayatı daha anlamlı kılmanın tek yoluydu.

Bir Söz Üzerine, Bir Yarış Başladı

Geçen yaz bir sabah, sıcak kahvemi içip günlük tutarken bir anda zihnime takıldı. Bir arkadaşımın söylediği o cümle: “Yarışın İngilizcesi ne?” Bu soruyu bana, sıradan bir konuşmada sormuştu ama sanki bir şifre gibiydi. O kadar derin bir anlam taşıyordu ki, bir anda içim burkuldu. Bu kadar basit bir soru, yıllardır biriktirdiğim tüm duyguları su yüzüne çıkarmama sebep oldu.

Bütün hayatım bir yarış gibi geçti: okulda hep daha iyisini yapmalıyım, işte hep daha başarılı olmalıyım, arkadaşlarım arasında hep daha dikkat çekici, daha özel olmalıyım. Hep bir “daha” vardı, hep bir “yapmam gereken” vardı ama tam olarak ne yapmam gerektiğini bir türlü bilemedim. Kayseri’nin sakin sokaklarında, büyüklerinden aldığım nasihatlerle, küçük çocuklardan duyduğum güvenle büyüdüm. Ama her şeyin bir adı vardı, bir tanımı… İngilizcesi neydi peki bu yarışın?

Yarıştan Kazanılanlar ve Kaybedilenler

Bazen kazanmış gibi hissediyorsunuz ama kaybettiğiniz bir şey var. İçimde hep bir eksiklik vardı. Kayseri’nin büyükçe caddelerinde gezerken, tıpkı bir koşu gibi, hep bir yerlerde hedefi görüyordum ama o hedefi bir türlü yakalayamıyordum. Bir iş görüşmesinden diğerine, okuldan sosyal hayata, ilişkilerden kişisel hedeflere kadar sürekli bir yarıştaydım. Ama neydi bu? Kime karşı yarışıyordum?

Çok yakın bir arkadaşımın bir akşam bana söylediği bir söz, kafamda yankılandı: “Bazen ne için koştuğunu unutuyorsun, hedefi görmek için hızlanmak, ama aslında sadece kendin için koşman gerek.” O an, o kadar keskin bir içsel ses duydum ki. Evet, belki de ben her zaman dışarıya karşı koşuyordum. Ama peki ya içim? İçim neden bu kadar tükenmişti?

BİR AN: “Yarışın İngilizcesi Ne?”

Bir gün Kayseri’nin meşhur Kayseri Kalesi’nin etrafında yürürken, aklımda hala aynı soru vardı: “Yarışın İngilizcesi ne?” Bu soruyu her defasında farklı bir şekilde düşündüm.

İngilizce… Yani, dünya dili. İnsanların birbirine açıldığı, kendi sınırlarını aşmaya çalıştığı dil. Bir dilde her şeyin başka bir anlamı olabilir. Ama yarış, nedir? Bir mücadele mi, bir yolculuk mu? Yoksa bir süreç, zamanla birikirken insanın kendini bulduğu bir alan mı?

Ve o an, her şey değişti. Yarış, bir “yolculuk” olmalıydı. Benim için de, insanın her an koştuğu ama durmadan ilerlemeye devam ettiği, bazen hızlanıp bazen durduğu bir yolculuk.

Yarışın İngilizcesi, belki de “journey” idi.

Böylece o sabah, zihnimdeki bütün soru işaretleri çözülmüş gibi oldu. Bu yarışta ne kazandım? Kendimi kaybettiğimde, yarışmakla neyi amaçladım? Hedefin peşinden koşarken, hep kaçtığım şey neydi? Sonunda cevaplarım, umduğumdan çok daha fazlasını ortaya çıkardı. Bazen hedefin ne olduğunu bilememek, o hedefe giden yolu daha özgür kılıyordu.

Yarışın Kendi Dilini Bulmak

Bazen başka bir dilde bir kelime, o kadar özel bir anlam taşır ki, kendi dilinde bulamayacağınız bir derinliği anlatır. Yani “yarış” kelimesinin İngilizcesi olan “race” bana sadece bir kelime gibi gelmiyor, bir bütünün parçası oluyor. Bu, hayatta hep koşturduğum bir şeyin adıydı. Ama “journey” ise içsel bir anlam taşıyor, her adımda biraz daha büyümek, biraz daha öğrenmek ve sonunda bir farkındalık yakalamak.

Bir yarışın içinde olduğumu bilmiyordum. Ama zamanla fark ettim ki, bu yarış sadece dışarıya karşı değil, kendi içimdeydi. Her adımda, her kararda, her nehirde, her kırgınlıkta, her sevinçte ben yarışıyordum. Ama önemli olan, kazandığım neydi? En büyük kazancım ne oldu? Belki de ben her zaman biraz daha “benden” olmayı öğreniyordum.

Bir Sonraki Adım: Umut ve Korku Arasında

Şu an, Kayseri’nin sokaklarında tek başıma yürürken, hala o soruya takılıyorum: Yarışın İngilizcesi ne? Belki de ben bu soruyu hep kendime sordum çünkü bir türlü cevabını bulamadım. Ama belki de bu yarışa, bu kelimenin İngilizcesine her geçen gün daha yakın oluyorum.

Geriye dönüp bakınca, Kayseri’nin sıcak havasında bir zamanlar kaybolmuşken, bugün biraz daha buluyorum. Kendimi kaybetmiş gibi hissettiğim her an, bir adım daha ileri gitmeyi, kendi yolculuğumda bir adım daha büyümeyi öğrendim.

Sonuç: Yarışın Gerçek Anlamı

Bazen bir soru, bütün hayatınızı değiştirebilir. “Yarışın İngilizcesi ne?” sorusu bana, bir koşu değil, bir yolculuk olduğunu hatırlattı. Bu yolculukta kaybettiğim her şey, kazandığım her şeyden çok daha değerli oldu. Çünkü sonunda kazandım: Kendi iç yolculuğumu buldum. Bunu bulmak, yarışta en büyük zaferim oldu.

Evet, belki yarışta en önde olamayabilirsiniz, ama belki de yarışın anlamı bu değil. Kendinizi bulmak, her adımda biraz daha gerçek olmak… Bunu keşfetmek için daha ne kadar koşmak zorundayım ki?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino giriş