Koordinatörlük Görevi Nasıl Dağıtılır? Cesur Bir Bakış
İzmir’deyim. Yani, sadece deniz, kum, güneş üçlüsüyle değil, aynı zamanda türlü farklı fikirlerin ve düşüncelerin harmanlandığı bir şehirdeyim. Ama bir konuda ne yazık ki hala çok eksik kaldığımızı düşünüyorum: Koordinatörlük görevinin nasıl dağıtıldığı ve bu dağıtımın ne kadar sağlıklı yapıldığı. Bu konu genelde çoğu kişi için “Tamam, bu görev sana, o da şuna” şeklinde rahatça atlanan bir şey gibi görünse de, aslında başlı başına bir kriz konusu olabilir. Hem de farkında bile olmadan!
Koordinatörlük, bir işin düzgün gitmesini sağlamak, kararları almak ve insanları yönlendirmek gibi ciddi sorumluluklar içerir. Ama işte burada takılıyoruz: Koordinatörlük görevi genelde nasıl dağıtılıyor? Herkes birbirinin omuzlarına bu sorumluluğu bırakıp, sonunda işin altından nasıl kalktığınızı bile anlamıyorsunuz. Bu yazıyı yazmamın nedeni de tam olarak bu.
Koordinatörlük Görevinin Güçlü Yönleri
İlk başta, işin güzel yanlarını kabul edelim. Koordinatörlük, gerçekten de çok önemli bir iş. Bir projede, etkinlikte ya da organizasyonda işler doğru şekilde ilerliyorsa, arka planda koordinatörün büyük payı vardır. İyi bir koordinatör, olayların akışını kontrol eder, her şeyin yolunda gitmesini sağlar ve herkesin ne yapması gerektiğini belirler. Evet, işin çetrefilli kısmı burada başlıyor.
İyi Koordinatörlük Nedir?
Bir koordinatörün işi, aslında herkesin görevini net bir şekilde bilmesi ve yapması için ortam yaratmaktır. Hangi kaynakların gerektiğini, hangi insanın hangi işte daha verimli olacağını, projeye hangi bakış açısının daha faydalı olacağını keşfetmek ve bu süreci herkesin en iyi şekilde kullanabilmesi için şekillendirmek. Hem bir lider hem de bir yönlendirici olmak demek.
İyi bir koordinatör, sadece işleri yapmaz, ekip üyelerinin güçlerini en iyi şekilde kullanarak büyük bir başarıya ulaşmalarını sağlar. Bu işin çok değerli bir yönüdür çünkü sağlıklı bir dağılım, ekip içinde dayanışma ve başarı yaratabilir. Kısacası, iyi bir koordinatörlük görevi, işleri kolaylaştırır, verimliliği artırır ve ekip ruhunu pekiştirir.
Koordinatörlük Görevini Dağıtırken Yapılan Hatalar
İşte burası can alıcı. Koordinatörlük görevi, maalesef çok sık yanlış kişilere dağıtılır. Genelde kimse bu işin gerçekten ne kadar stratejik ve sorumluluk isteyen bir şey olduğunu fark etmez. En basitinden, kimse “Ben bu işte iyiyim, bu işi ben yapmalıyım” diyerek gönüllü olmaz. Genellikle, “Bunu da sen hallet” şeklinde cümlenin sonunda gelen sorumluluklar birbirine eklenir. Kimse çıkar, “Peki, sen buna gerçekten hazır mısın?” demez. Neden? Çünkü koordinatörlük genellikle “ayak işlerini yapan” biriymiş gibi görülür, oysa öyle değildir.
Birçok kişi bu sorumluluğu istemez çünkü herkesin birbirine karşı sorumlulukları vardır ve bu sorumluluklar çoğu zaman bulanık şekilde dağılır. Birinin işi iş diye adlandırdığı şey, aslında başkası için bir kaosa dönüşebilir. Koordinatörlük görevi, ne yazık ki birinin üzerine yüklenmiş fazla bir yük gibi ve bazen de bu yük, yalnızca çalışan kişilerin sırtına binmiş bir taş gibi birikir. O zaman şu soruyu sormak gerek: Gerçekten koordinatörlük görevi herkesin harcı mı? Yoksa, bazılarımız sadece “görev” diye kabul edip işin altından kalkmaya mı çalışıyoruz?
Koordinatörlük Görevinde Sorumluluklar ve Paylaşım
Şimdi, gelin biraz cesurca ele alalım: Gerçekten de koordinatörlük görevi, sadece biri veya bir grup için değil, herkesin ortaklaşa başarıyla taşıması gereken bir iş olmalı. Ama pratikte, genelde bu iş “öğrenim görevi” gibi kalır. Herkes bir süre “öğrenir”, sonra işler başlar ve “Ona mı kaldık?” noktasına geliriz.
Koordinatörlük görevi, sadece bürokratik işler yapmakla bitmiyor. Evet, bir plan oluşturup insanları yönlendirmek gerek ama en önemlisi, bir strateji belirlemek ve onu sahada nasıl hayata geçireceğini de tasarlamaktır. İyi bir koordinatör, her zaman işin sonunda ekip üyelerinin “biz bunu başardık” diyebilmesi için ortamı yaratandır.
Bunların hepsini dikkate aldığınızda, görevlerin nasıl dağıtıldığı önemli bir konu haline gelir. Ya herkes üzerine düşeni yaparak, sorumluluğu paylaşır ya da birileri üzerindeki yük artar, işler karmaşaya döner ve sonunda isyan başlar. Hangi durumda da olursa olsun, koordinatörlük görevi sadece bir kişiye değil, takım halinde bir paylaşıma dayalı olmalıdır.
Sonuç: Koordinatörlük Görevi Nereye Gidiyor?
Beni tanıyanlar bilir, bu konu hakkında kesin bir fikrim var: Koordinatörlük görevi çok ciddi bir sorumluluk ister ve bu sorumluluğun sağlıklı bir şekilde dağılabilmesi için insanları doğru yönlendirmek gerekir. Bir kişi ya da birkaç kişi işin altına girmeli, ekip birbirine destek olarak bu sorumluluğu taşımalıdır. Ama pratikte çoğu zaman insanlar “bunu bana kim verdi” noktasına geliyor. O yüzden, net bir şekilde şu soruyu soralım: Koordinatörlük görevi, yalnızca “öğrenenlerin” ve “gönüllülerin” sırtına mı yüklenmeli, yoksa her görev gerçek sorumluluğunu taşımalı mı?
Bu sorunun cevabını bizler vereceğiz. O yüzden bir sonraki görev dağılımı toplantısında, daha dikkatli olalım ve “Bunu ben yaparım, sen de şunu üstlenirsin” demek yerine, işi gerçekten hak eden ve yapmaya hazır olanları seçelim.